7 Kasım 2012 Çarşamba

Dikkat Bebek Var!!!

Arabaların arka camlarında hep görüyorum bebek var yazısını, her defasında da daha bir dikkatli geçiyorum o yazının olduğu arabaları. Anne olmanın, baba olmanın dayanılmaz hafifliğinin ve mutluluğunun yanında ton ton sorumluluğunu düşünerek, minicik bebeklerin hepsinin araçlarda oto koltuğunda güvende seyahat ettiklerini dileyerek hem de..
Muhtemelen çok yaygın olan anne saplantılarından birisiyle daha bugün huzurlarınızdayım:
Çocuğum için en iyisini yapmalıyım, onu her şartta güvende ve sağlıklı tutmalıyım. Bu takıntı arabayla bir yerlere gitmek gerektiğinde hiç değişmiyor, hatta aksine katlanarak büyüyor. İstanbul gibi bütün sürücülerin F1 pistlerinden az önce çıkıp özel gösteri yapmak üzere bir sonraki piste yetişmeye çalışırmış gibi araba kullandığı bir metropolde asla güvende ve huzurlu bir yolculuk yapma şansınız yok sanırım. Her an atmaca gibi tetikte olmak, gelecek tüm kötü sürücü ve trafik kuralları ihlallerini savuşturmak zorundasınız trafiğe çıktığınız anda. 1996'dan bu yana ehliyet sahibi, 2000'den beri de arabasız çıkmam ben diyen ve oldukça iyi araba kullanan birisi olarak Uzay'dan sonra değişim geçirdim. Kemer takmadan zaten yola çıkmazdım ama arada herkes gibi amaan ne olacak şurası zatenlerle sinyal vermediğim dikkatsiz kullandığım dengesiz davrandığım zamanlar, delikanlılık gösterilerim devri kapandı. Benim sürücü hatalarım ve yollarda yarattığım stres yüzünden etkilenen herkesten özür dilerim! Lütfen siz de benim gibi akıllanın ve trafik kurallarına uyarak araba kullanın, trafikte sorumlu davranın. Kaza durumunda kendinizden başka aileniz, sevdikleriniz ve trafikteki herkesin ailesi ve sevdiklerinin sorumluluğunu taşıma işine dahil olduğunuzu, onların anneleri, babaları, çocukları, sevgilileri, eşleri, dönmekte oldukları bir evlerine götürdükleri ekmeklerin arka koltukta olduğunu düşünün.. Trafikte makas atarak, sollama yaparak araç kullanmanın varacağınız yere sizi sadece 3-5 dakika daha erken ulaştıracağını biliyor muydunuz?
Siz bunları gene de boşverin, eve doğru yola çıktığınızda sizi bekleyenleri düşünün, yeter!

5 Kasım 2012 Pazartesi

Evcil şeytancık, partilerde kullanılmak üzere :) sahibinden , temiz kullanılmış :))

Haloween partisi için seçmiş olduğumuz balkabağından bozma arabasıyla gezen kırmızı renkli, siyah kanatlı ve çokkkk sivri dişli, bacak kadar boyu olan evcil şeytancık sahibinden partilere götürülmek üzere isteyenlere tahsis edilebilmektedir. Tuvalet eğitimi verilmiş, ancak henüz konu ile ilgili aşama kaydedilememiştir. İlerleyen aylarda gelişme bekleniyor. Yemek konusunda seçici olup sürekli ilgiye tabii tutulmalıdır. Tırmalanma, ısırılma, tekmelenme ve yolunma tehlikesine karşı lütfen tedbirinizi alarak oynayın.

24 Eylül 2012 Pazartesi

Şuursuz kadın gene herşeyimizin resmini çekiyor, özelimiz kalmadı ...

Şurada iki dakika kestirelim dedik, pozisyon gereği ofsayta düşmüşüz.. Ana dedik bağrımıza bastık ama gel gör ki bizi ahaliye afişe etti.. Ne var yani biraz deli yatıyorum, elim ayağım durmuyor demek ki.. Sırf bu yüzden insan evladını boy boy millete malzeme eder mi yahu.. Olmadı bu, hiç yakıştıramadım.. Ama şunu bil ki bir gün sıra bana gelecek..



7 Eylül 2012 Cuma

Bana ne olur öyle bakma..

Şimdi sen işe gidip beni evde bırakıyorsun ya.. hep aklın burada kalarak.. ne olur giderken bana öyle bakma..Ben seni beklerim her gün gelince seninle oyun oynarım anne..
Sen öyle bakma...



14 Ağustos 2012 Salı

Yıkama ve kurutma programı.

Evde oynayacak hiç oyuncağımız yok.. Çok fakir ama gururlu bir aileyiz biz.. O yüzden kimseciklerden oyuncak falan istemiyoruz..Kendi oyuncaklarımızı kendimiz yapıyoruz.. Nasıl mı? Bakınız işte boyle... Kirli sepeti ile hem kirlileri hem çocuğu taşıyoruz.. Çocuk da kirli oluyor çoğunlukla ama aynı anda makineye atmıyoruz, çocuk renklilerle yıkanınca soluyor, beyazlarda ise yüksek ısıdan çekiyor diye ayrı olarak narinler programında temizliyoruz.. Sonuç mükemmel: lekesiz ve mis kokulu (bir sonraki kakaya veya mamaya kadar en azından) bir velet.. Olur da çokça şımarıp ortalıkta gezicem diyorsa kirli sepetinde sınırlarını oğrenmeye sevkediyoruz...
İşte bir fakir ama gururlu ailenin hikayesinin daha sonuna geldik.. Yarın maceraların devamına bekleriz :))





9 Ağustos 2012 Perşembe

We will we will rock you...

 Bugün hep aynı saç modeliyle takılmaktan sıkıldım, bir değişiklik istedi canım.. Sizin de beğeninize sunmak istiyorum.. Bundan sonra bir rock starım ben.. Beni izleyin anacım :)))

E sırf önden göstermek olmaz bu modelin en havalı yeri yandan bakışımlı hali... Diken diken kirpi ben bu saçı sevdi...


Eeeee ne diyosunuz bakalım? Tamam mı model aramaya devam mı?



18 Temmuz 2012 Çarşamba

Emme hakkım elimden alınamaz...


Emzirme Reformu Gerekli




Sevgili işverenler ve devlet büyükleri abiler ablalar, anneler, babalar...
Benim süt içmem gerek, bildiğiniz süt, ama annem tarafından üretilen, hemen tüketmem lazım, biberondan değil, memeden.. Benim gibi her yavrunun da süt emmesi gerekli, nerede isterse, ne zaman acıkırsa... Bu reformu lütfen destekleyin, annemin benimle daha fazla zaman geçirmesi için ücretli izin sürelerinin uzaması ve emzirme saatlerinin arttırılmasını destekleyin..
Size Emzirme Reformu manifestosunu da yazıyorum.. lütfen okuyun ve destek verin:



EMZİRME REFORMU MANİFESTOSU

Anne sütü, bir bebeğin alabileceği en iyi besindir.
Dünya Sağlık Örgütü, bebeklerin ilk altı ay boyunca sadece anne sütüyle beslenmelerini, daha sonrasında ise ek gıdalarla desteklenerek en az iki sene boyunca emzirilmelerini önermektedir.
T.C. Sağlık Bakanlığı da Dünya Sağlık Örgütü’nün bu önerisini dikkate alarak “ilk altı ay sadece anne sütü” yaklaşımını benimsemektedir.
“İlk altı ay sadece anne sütü” yaklaşımının uygulanmasında ve annelerin bebeklerini istedikleri gibi emzirmeleri konusunda gerek iş hayatında, gerekse toplumsal hayatta sorunlar yaşanmaktadır. Şöyle ki:

İş Hayatında:

  • Çalışan annelerin yaşadığı sıkıntıların başında süt izninin gereği gibi kullanımı gelmektedir.
    Yasaya göre, bir yaşından küçük çocuğunu emzirmesi için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilen anne, bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır. Bu madde, iş yasasında teminat altında olmasına rağmen uygulamadan kaynaklı sorunlar yaşanmakta, çalışan anneler süt izinlerini hakları doğrultusunda kullanamamaktadır. Bu sorunlar iş yerinin bakanlık müfettişleri tarafından denetlenmesi ile düzeltilebilir.
  • Sağlık Bakanlığı’nın “ilk 6 ay sadece anne sütü” politikasıyla Çalışma Bakanlığı’nın çalışan annelere sağladığı 4 aylık doğum izni birbiriyle çelişmektedir.Birçok anne bebeği henüz iki-iki buçuk aylıkken çalışmaya geri dönmek durumunda kalmakta ve işyerinde sütünü gereği gibi sağamadığı için sütü azalarak kesilmektedir. Bu yanlışlık bir an önce giderilmeli, Çalışma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’nın “ilk 6 ay sadece anne sütü” uygulamasını destekler hale getirilmelidir.
  • Ülkemizde doğum izni konusunda ciddi değişikliklere ihtiyaç vardır.
    Birçok çalışan anne doğumdan önce 8, doğumdan sonra 8 olmak üzere, toplamda 16 haftalık ücretli doğum izni kullanabilmekte, doğumdan önceki izninin beş haftasını doğum sonrasına aktarabildiği takdirde bile bebeği henüz gün boyu meme emmesi gereken durumda olmasına rağmen işe geri dönmek durumunda kalmaktadır. Dolayısıyla oldukça yetersiz kalan hali hazırdaki doğumdan sonraki 8 haftalık ücretli doğum izni en az 6 aya çıkarılmalıdır.
  • Doğum sonrası ücretsiz izin konusunda özellikle de özel sektörde çalışan anneler zorluk yaşamakta, annenin ücretsiz izin isteğine kötü bakılmakta, hatta işten çıkarma sebebi olarak bile görülebilmektedir.Dolayısıyla ücretsiz izin konusunda da ciddi değişiklikler yapılmalı, doğum sonrası ücretsiz izin en az iki seneye çıkarılmalı ve özel sektör çalışanları da, kamu çalışanları gibi rahatlıkla ücretsiz izin kullanabilmelidir.
  • “Gebe Veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları Ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik”, Madde 15’e göre, “yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 arası kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunludur.” Yine aynı yönetmelik, “yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150 den çok kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın bir yurdun kurulması”nın zorunlu olduğunu, yurt açma yükümlülüğünde olan işverenlerin yurt içinde anaokulu da açmak zorunda olduğunu belirtmektedir. Bu maddeler yürürlüğe konmalıdır.
  • Aynı yönetmeliğe göre, emziren işçi doğumu izleyen altı ay boyunca gece çalıştırılamaz. Yeni doğum yapmış işçinin doğumu izleyen sekiz haftalık süre sonunda, emziren işçinin ise, altı aylık süreden sonra gece çalışması yapmasının güvenlik ve sağlık açısından sakıncalı olduğunun hekim raporu ile belirlendiği dönem boyunca, gece çalıştırılamaz. Bu maddelere de uygulamada sadık kalınmalı, emziren anneler gece çalıştırılmamalı, vardiyalı çalışmaya zorlanmamalıdır.
  • Emziren anneler günde 7,5 saatten fazla çalıştırılmamalıdır. Bu, kanun gereği böyledir.
  • Hiçbir çalışan anneye çocuğunu emzirdiği ve süt izni kullandığı için işyerinde “mobbing” uygulanmamalıdır. Annenin süt iznini kullanacağı saatlere kasti olarak acil toplantılar, “o dakika bitirilmesi gereken işler” denk getirilmemelidir. Anne, fazla mesai yapması için zorlanmamalı, işini kaybetme tehdidiyle süt iznini kullanması engellenmemelidir.
  • Hiçbir çalışan anne emzirdiği için, süt iznini kullandığı için işinden çıkartılmamalıdır.
  • Çalışan bir annenin süt iznini kullanıyor olması performansının düşük olduğu anlamına getirilmemelidir. Annenin işyerinde bulunduğu saatlerdeki performansı, diğer çalışanların performans değerlendirme ölçütleri ile aynı doğrultuda, adil bir şekilde değerlendirilmelidir.
  • İşyerinde sütünü sağması gereken annenin ihtiyaçları (oda, buzdolabı vb.) karşılanmalı ve mahremiyetine saygı gösterilmelidir.Anne, tuvaletlerde ya da arşiv odalarında sütünü sağmak zorunda bırakılmamalıdır.

Toplumsal Hayatta:

  • Gebeler ve yeni anneler, emzirme hakkında yeterince bilgilendirilmelidir.Yeni annelerin, emzirme teknikleri konusundaki yetersiz bilgileri “sütüm yetmiyor” gibi endişelere yol açmakta, mama vermeye yatkın doktorlardan ve aile büyüklerinden gelen baskının da etkisiyle birçok bebek anne sütünden gereksiz yere mahrum kalarak mamayla beslenmektedir.
  • Emzirme, doğumdan sonra en kısa sürede başlamalıdır. Tıbbi bir engel yoksa, doğumundan sonraki ilk dakikalarda bebek annenin kucağına verilmeli ve doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirmenin başlaması sağlanmalıdır.
  • Her annenin bebeğini istediği sürece emzirme hakkı vardır. Hiçbir anneye çocuğu “meme emmek için fazla büyüdüğü için” mahalle baskısı yapılmamalı, anne ve bebek devamını istediği sürece bu bağın zorla kopartılması hiçbir şekilde talep edilmemelidir.
  • İsteyen her anne, parkta, sokakta, alışveriş merkezinde vs. bebeğini emzirebilmelidir. Hiçbir anneye ortalıkta emzirdiği için ayıp, yasak, ya da kötü bir şey yapıyormuş izlenimi verilmemelidir. Bebeğini emziren annenin memesi cinsel obje değildir.
  • Ortalıkta emzirmek istemeyen annenin mahremiyetine de saygı gösterilmelidir.




17 Temmuz 2012 Salı

Ucu yanık mektuplar


Anneciğim, seni çok özledim, Zezem Filiz'den rica ettim, macbookunu verdi, ben de sana mektup yazdım...
" i iu    nb  iujiisdcftyhyutgfft         nn lm,.'"

Bir de gelirken bana süt getir, babam da bisiklet alsın..
İkinizi de gözlerinizden öptüm...
Oğlunuz Uzayy


13 Temmuz 2012 Cuma

Kuzularla dans

Ben bir küçük cezveyim, köşe bucak gezmeyim...

Annem taktı beni koluna, hooop süt almaya... Bir de ne görsem, aynı benim gibi şeker mi şeker bir oğlak var burada... Hemen yanına gittik, tuttum kulağından sordum bakalım hayat nasıl diye... Hep aynı dertler, annesi tutturmuş süt iç de süt iç diye.. Neyse ki sebze diye ısrar etmiyor annesi, benimki ceviz, badem, yumurta derken organik diye yakında beni saksıya dikiverecek maazallah :))
Anne, sakın beni sulamayı unutma !!!

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Dişsiz Petri

Kızıım, şu Uzay'ın çanağına bi baksana... Birşey mi var?
Ne gibi birşey mi var anne?
Dişi mi çıkıyor acaba baksana..
Oğlum bakabilir miyim?
AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAa
-Dişimiz çıkıyorrrrrrrr...
Evet evet, sıra buna da geldi..Altta solda minicik sivricik dişimiz var. Artık Dişsiz Petri de, dişsiz çanak da değiliz.. Dişsiz halimizle bile ısırabiliyorken bir üst seviyedeki kemirerek kopartma yetisine erişmiş bulunuyoruz...Vatanımız milletimiz ve tüm ailemize hayırlı olsun..

10 Temmuz 2012 Salı

Decatlonda maraton

Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur demişler. Biz de kafayı sağlam tutmak için tüm güvenlik önlemlerini alarak sportif faaliyetlerimize devam ediyoruz. Nihayetinde spor dediğin sadece yüzme değil. Bunun bisikleti, kaykayı, dağcılığı, atletizmi, dalışı var oğlu var... Burda önemli olan yapılacak olan sporu uygun ve çekici kıyafetlere göre seçmektir. En parlak ve renkli kıyafetlerin olduğu reyonu bulun, işte o  spor sizin için en uygunudur!!! Sportif ve sağlıklı kalın efendim, ve mutlaka spor yaparken tedbirinizi ve yanardönerli kıyafetlerinizi hazırlayın...

24 Haziran 2012 Pazar

Babamın yakası

        İstanbul'u nasıl resmedeceğim hatıralarımda gelecekte bir gün kimbilir, ama bu yakadan Kuzguncuk'a doğru bakmak, Kuzguncuk ve sahilini özlemek, Anadolu yakası çocuğu olmak, adam olmak, boğazın sularında yüzmeyi öğrenmiş ve midye çıkararak büyümüş olmak babamın tarifinde önemli noktalar.. 

Baba dediğin İstanbul'u boğaz sularından, köprüsünden bilir canım!

1 Haziran 2012 Cuma

Dünya dönüyor dönüyor

Büyüyorum, büyüyorum ama hala şu dönenceye yetişemiyorum ... Bu işte bir bit yeniği var ama nedir bulamıyorum. 

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Salıncakta iki kişi

Anneannemle herşeyi beraber yapıyoruz, kahvaltıyı, ara atıştırmalıklarını, yuvarlanma denemelerini, şarkı söylemeyi, yüzme denemelerini. Bugün bir ilke daha imza attık beraber, salıncak denedik.. Kabul etmemin tek sebebi salıncağın tişörtüme uyumlu olmasıdır, bunu baştan söyleyeyim. Babam kadar olmasa da henüz, ileri aşamalarda en az onun kadar süslü olmayı düşünüyorum. Kendisi civarın en yakışıklı babası olup biz ikimiz çok çok ama çok havalıyız. Bugünlük maceralarım bu kadar, size yarın yine yazarım, beni izlemeyi unutmayın :) 


Bağımsız Uzay festivali


Meyve suyu güzel bişi, ama hep başkalarından beklememek lazım her işi.. Ben de boş durmuyorum, görün işte kendim içiyorum !!! Heyyy bana baksanıza, biberonumu kendim tutuyorum...

Kendi başına kendi tıraş

27 Mayıs 2012 Pazar

Ben uyurken



Bu annemle babam da her gün benim fotografımı çekiyorlar.. Ben de poz veriyorum, uykumda bile.. 
Resimde görmüş olduğunuz üzere tek başıma değilim, arkadaşım var adı Bo. 
Bir de Ares var, Ares babamın stres topu ve oyuncağı. Onun yatağımda uyumasına izin vermiyor annem, bırak uyumayı, dokunduğumda bile hemen ellerimi yıkıyor. Biraz büyüyünce sanırım sırtına binip oynayabilirim. Merak edenler için Ares'in resmini koyuyorum :)

Ares öğle keyfi yapıyor

25 Mayıs 2012 Cuma

Aşılanmış canda miprok bulunmas


 Postum gözünüze nasıl göründüyse artık, düzenli olarak delmekle uğraşıyorsunuz, tamam anladık çok güzel, sağlık için bu aşı ama, acıyor yahu, acııııııııyorrrrrrrr... 
Günün menüsü:
Bir adet Rota aşısı (Tadını beğenmedim, meyveler daha lezzetli, tükürüyorum bunu)
Karma aşı ikinci doz (Acımadı kiiiiiii)
Zatürre ikinci doz (Bu çok acıdı)
Ateşim bir çıksın o zaman size yapacağımı bilirim ben... Ortalığı birbirine katmazsam!

Ve nesiller boyu Bursa yolcusuyuz


99luk teyzemle 88lik anneannemin kavuşma anını görmek için değil Bursa'ya,
Avustralyaya gidilirmiş...Deniz otobüsüyle yolculuk 1,5 saat,
bedeli türk lirasıyla; onların kavuştuğunu görmek ise paha biçilemez..


Bindik bir alamete gidiyoz Bursa'ya buyukkkk teyzeme

Teyzemmm seni yerimm ben yerim..

24 Mayıs 2012 Perşembe

Yumurta ne ki ya?

Her gün başka birşey veriyorlar, ne ola ki şimdi bu?

Sütle karışık bişi onu anladım da, rengi sarı tadı başka... Ama fena değil, hep süt hep süt nereye kadar... Bir de bugün yeni tatlar listesine kayısı da eklendi. Sarılardan gidiyoruz :) 

Zaten yarın a
şıya gidiyoruz, beşinci ay aşısı diye birşeyden bahsediyorlardı. Geçen ay yaptırdığımız Rotavirüs aşısının da ikincisini vereceklermiş. Bu aşıyı yutmam gerekiyor, iğneli değil neyse ki. Hemşire var bi tane, Serpil adı, gittiğimizde sürekli beni sıkıştırıyor, sonra da bumm iğne yapıyor, biraz daha büyüyünce ben de ona tekme atıp ısırıcam görsün gününü bakalım...

8 Şubat 2012 Çarşamba